23 Eylül 2014 Salı

uykum delindi

bazen kitaplarla konuşuyorum. ya da onlar benle. hep bir ağızdan değil. tek tek.

birkaç aydır uykuyla aramız bozuk. kendisi en kaprisli, en acımasız sevgililerimden biri olup çıktı. hele ki şu son üç gündür bana yapmadığını bırakmadı. diyebilirim ki son 72 (yazıyla yetmiş iki) saatte hepi topu sekiz saat yüzünü bana ya gösterdi ya göstermedi. üstelik öyle bölük pörçük ki görüşmelerimiz... beş dakikacık alıyor beni kollarına sevgilim uyku sonra bırakıveriyor. düşer gibi uyanıyorum. arkasından iki-üç saat nazlanan yarimi çağırmakla geçiyor. derken bir beş dakikacık daha alıyor beni koynuna. nihayet o yorgun ben yorgun tutunuyoruz birbirimize... sabah olmuş oluyor. ve tam birbirimizde kaybolmuş iken kızım zeynep uyanıyor... yanisi beşer dakikalık uykularla tutunuyorum güne son zamanlarda. 

bugün zeynep öğlen uykusuna yattığında ben de onunla biraz uyuyayım istedim. zaten gözlerim acıyordu bu kadar uzun zamandır dünya ile hemhal olmaktan. başımı yastığa koyar koymaz uyurum sandım. elbette ki yanıldım. kim bilir ne yaptım da kırdım bu kadar sevgilim uykuyu... yanaşmıyor işte yanıma diyerek, kendimi hasan ali toptaş'ın son romanı heba'ya gelin ettim. allah'ın izni peygamberin kavliyle çıktık yola. derken 82. (yazı ile seksen ikinci) sayfada şöyle dedi kitap bana: 

Birşey olmuş sana, dedi babası kaşık helvasına geçtiklerinde; sofrada eksikli gibi oturuyorsun bu akşam. 

Vallahi bir şey olmadı, diye cevap verdi Ziya. 

Hemen ardından da konuyu değiştirmek için, sen Ebecik'le mi konuşuyordun, dedi annesine dönerek; ben onun sesini duydum sanki uyurken, mırıl mırıl, habire bi şeyler anlatıyordu. 

Kapı önünde azıcık konuştuk, diye karşılık verdi annesi; fakat sen onun anlattıklarını onca mesafeden, üstelik de uykudayken nasıl duydun anlamadım. 

Uykusu delinmiştir, diye lafa karıştı babası da; biliyorsunuz, uyku yekpare birş şey değildir. Karmaşık safhaları, inişleri çıkışları, iç içe geçmiş dönemeçleri, dehlizleri, kuyuları ve çeşitli basamakları vardır onun. Kimi zaman dünyanın dışına taşacak kadar kalınlaşır mesela, kimi zaman da tutar, tıpkı bir tülbent gibi incelir. İnceldiğinde, çeşitli sebeplerle delindiği de olur uykunun. Ne bileyim, bazen zihnimizdeki sivri uçlu bir hatıra deler onu; bazen henüz hazmedemediğimiz bir sözün acısıü bazen kolu bacağı aklımızın dışında kalan bir düşünce yahut bir duygu, bazen de etrafımızda olup biten, bizim fark edemediğimiz meçhul bir şey deler. İşte o vakit delinen yerden içerisi görünmez ama dışarısı görünür. Hakikat oradan gerçekte olduğu gibi görünmez tabii; uykunun sisi yüzünden, kendisinin biraz berisinde yahut gerisinde görünür. Muhtemelen böyle olmuştur, Ebecik'in sesi sana uykunun delinen yerinden alıp gelmiştir. 



heba tanıtım videosu için bkz. https://vimeo.com/61783797


Hiç yorum yok: